4 Kasım 2014 Salı

Denedim, direndim, olmadı. Sanırım bu gece, burada anlamlı bir yığın oluşmayacak. Nitekim çaylar da çay gibi değildi hani. Bir yandan da o kadar yazıp sildim ki bu süreçte üzerime derin bir ağırlık çöktü. Aklıma geçmişte yazdığım bir öykünün başlığı geldi. Bir deprem her şeyi yıkmayacak ya demiştim. Bazen bir deprem her şeyi yıkabilir. Doğa bir felaket yaratmak istediğinde, o felaket yaratılır. Bazen bir felaket, anlamının büsbütün dışına bile çıkabilir. Siz hiç felaketleri sevmeyi denediniz mi? Dönüp geriye baktığımda, yaşadığım bütün sağlıklı dönüşümlerin hemen gerisinde bir felaket olduğunu fark ettim bu gece. Belki de bu sebeple felaketleri üzerime çekmek için özel bir çaba gösteriyorum yıllardır. Gizli belleğimde felaket ve dirlik birlikte kodlanmış gibi görünüyor. Ne denli sağlıksız bir algı olduğunun farkında mısınız? Bir buzağı doğduğu anda yürüyebilir ama biz yürümek için defalarca düşmeliyiz. Hatalar yaparız, hataları içselleştiririz. Dersler çıkarılır, pişmanlıklar sistematize edilir. Yanlışlar üzerine kurgulanmış serüvenler inşa edilir. Serüvenler doğrulanır. İnsan düşmeyi sever, düşmeyi sevmeyen ona öykünür. Kusursuz bir hayat yoktur, ideal bir hayat yoktur, öykünme vardır. İnsan öykünen bir hayvandır. Oysa bir buzağı için her şey stabil gelişir. Bir buzağının evren dinamiği sıradanlığında gizlidir. Onun sıradanlığı, insanın sürekli arayışta olduğu kusursuzluğa tekabül eder. Ama bir buzağı o kusursuzluğu asla aramaz, onun içine doğar, onun içinde gelişir, onunla birlikte ölür. Yine de insan olmak fena bir şey değildir. Buzağı olmak da fena bir şey değildir. Bir buzağı için yol bir ve nettir, bir insan için yol çok ve muğlaktır. İnsan çokluğun ve muğlaklığın sonuna varabilen bir hayvandır ve bazen yürümek dururken düşmek sadece bir zaman kaybıdır. Felaketin ardından dirlik gelebilir evet, ancak dirliğe ulaşmak için felaketi beklemek bir aptallıktır. Nietzsche mutlu olmadı, mutlu ölmedi, mutlu etmedi. Nietzsche buzağıları hiç anlamadı.

İnsan, Malefiz'in kanatlarını koparan bir hayvandır. Ama Malefiz kanatları koptuğu için melekliğinden vazgeçmez. Yine de insan, Malefiz'in kanatlarını koparmaktan vazgeçebilir. Malefiz ile insan, birlikte buzağıları, perileri ve insanları anlayabilir. Malefiz ile insan birlikte mutlu olabilir. Malefiz ile insan birlikte değilken de mutlu olabilir. Malefiz ile insan hiç tanışmayabilir. Ama Malefiz ile insan bir defa tanıştıysa, Malefiz ile insan bir ömür boyu devam etmelidir.

Kendine her gün hatırlat, yarın, bugünden daha iyi değilse, bu yarının değil, senin suçun.

Saat üçü kırk bir geçiyor. Burada anlamlı bir yığın oluşmuş olabilir. Çaylar da aslında fena değildi. Nida çayı dört şekerle bile içebilir. Sezin çayı şekersiz içerdi. Ali de çayı şekersiz içer. Ben bulduğumda toz şeker kullanırım. Fante hiç çay içmedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder